Basın Açıklaması
Uzun bir süreden beridir Kıb-Tek’in siyaseten yıpratılmaya çalışılmasının arkasında yatan nedenler, Sn. Başbakan’ın Türkiye ziyareti ile ortaya çıkmaya başlamıştır. Seçim sürecinde Sn. Başbakan katıldığı bir televizyon programında bir soru üzerine bile olsa; KTHY ve Kıb-Tek’in özelleştirilebileceğini ve Kıb-Tek’in özelleştirilmesi ile devletin 400 milyon dolar gelir elde edebileceğini söylemiştir. Sendikamız, seçim sürecinde Kıb-Tek’e yapılan yatırımlardan tutun da elektrik tarife ücretlerine kadar birçok konuda aktarılan yanlış bilgileri, üzülerek izlemiş ancak, sorumlu sendikacılık anlayışımız gereği bir tutum içerisine girmemiş, kamuoyuna bu konularda herhangi bir açıklama yapmamıştır. Seçimler sonuçlanmış, yeni hükümet kurulmuş olmasına rağmen, Kıb-Tek’i özelleştirmeyi kafasına koymuş gibi görünenlerin, hükümete yakınlığı ile bilinen bir kısım medyayı da yanlış bilgilendirerek bu amaca yönelik kullandığını ve kamuoyunu yanlış bilgilendirmeye devam ettiğini izliyoruz. Bu nedenle aşağıdaki bilgileri halkımızla paylaşmakta kamuoyunun doğru bilgilenmesi bakımından yarar görüyoruz.
Kıb-Tek son derece stratejik ve çok önemli sosyoekonomik bir görevi T.C. yardımları hariç, tek kuruş devlet katkısı almadan sürdürmektedir. Aslında, sağlık, eğitim v.b. alanlarda sosyal devlet olma gereği devletin nasıl kaynak yaratma zorunluluğu varsa, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren elektrik konusunda da ayni şekilde kaynak yaratma zorunluluğu vardır. Ancak, bırakınız kaynak yaratmayı, devlet dairelerinde tüketilen elektriğin parası bile düzenli olarak ödenmemektedir. 1 Ocak 2008’den önceki borçları hariç devletin, 15 Haziran 2009 tarihi itibarı ile Kıb-Tek’e ödenmemiş 40 milyon TL elektrik borcu bulunmaktadır. Bununla birlikte izlenen popülist politikalar ile gelip geçmiş tüm hükümetlerin Kıb-Tek’in elektrik tarifeleri ve tahsilatına müdahalesi de söz konusudur. Ancak durumu bu iken, son günlerde bazı medya organlarına yanlış rakamlar verilerek Kıb-Tek’in borç ve alacaklarına ilişkin gerçeği yansıtmayan rakamlar ortaya atılmakta ve Kıb-Tek battı edebiyatı geliştirilerek özelleştirmeye karşı toplumun direnci kırılmaya çalışılmaktadır.
Kısa bir zaman önce bir medya organımızda Kıb-Tek’in borcu 170 milyon TL olarak gösterilmiştir. Bu gün için Kıb-Tek yakıt depolarında bulunan yakıt stokunun parasal karşılığı yaklaşık 17 milyon TL’dir. Bilindiği üzere Kıb-Tek tüketilen enerjiyi iki ay geriden tahsil etmektedir. İki aylık sürede üretilen enerji için de yaklaşık 25 milyon TL’lik yakıt harcanmıştır. Bu durumda yakıt temin edilen firmaya ödeme vadesi gelmemiş 42 milyon 500 bin TL’lik meblağ nasıl olur da Kıb-Tek’in borç tablosu içerisinde gösterilebilmektedir. Gerçekte, 10 Haziran 2009 tarihi itibarı ile Kıb-Tek’in 7 farklı bankaya 43 milyon 696 bin
443 TL’si taksitlendirilmiş olmak üzere toplam; 105 milyon 475 bin 931 TL’lik borcu bulunmaktadır. Buna göre; 2008 K.K.T.C. bütçesinin yaklaşık yedide biri oranında 320 milyon TL. cirosu bulunan, net sabit kıymetleri 240 milyon TL’nin üzerinde olup, bunun 160 milyon TL’lık kısmının son üç yıl içerisinde gerçekleştiği Kıb-Tek’in sürdürülebilir olmadığını iddia etmek bize göre gerçekçi değildir.
2006 yılından günümüze üretim, iletim ve dağıtım alanlarında Kıb-Tek kapasitesini neredeyse ikiye katlayacak yatırımlar devlet bütçesinden katkı alınmadan bir kısmı T.C., bir kısmı ise Kıb-Tek finansmanı ile gerçekleştirilmiştir. Sadece üretim ayağında 105 MW
gücünde bugünkü kurlar ile toplam maliyeti 110 milyon TL’yi bulan yatırım devlet bütçesinden bir kuruş alınmadan gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla sadece Kalkınma Bankası’na olan borç miktarı Ekim 2008 itibarı ile 23 milyon 353 bin 122 TL iken, Haziran 2009 itibarı ile Kıb-Tek’in Kalkınma Bankası’na kalan borcu, 16 milyon 776 bin TL’dir. Son sekiz aylık sürede yalnızca Kalkınma Bankası’na; 6 milyon 577 bin 122 TL borç geri ödemesi yapılmıştır. Ayni sürede borç geri ödemesi toplam; 20 milyon 456 bin 693 TL olarak gerçekleşmiştir. Bu ödemeler şüphesiz, halkımızın kWh enerji başına ödediği 2 Krş.’lar sayesinde mümkün olabilmiştir.
Yine son günlerde basınımıza konu olduğu için Belediyelerin Kıb-Tek’e borcu konusuna değinmeden geçemeyeceğiz. Kıb-Tek’in alacakları yıllardır her hükümet döneminde çıkarılan yasalar ile silinebilmektedir. Bu bağlamda; geçmiş hükümet döneminde de belediyeler ile varılan bir anlaşma ve Bakanlar Kurulu Kararı ile belediyelerin 2007 sonu itibarı ile Kıb-Tek’e olan borçları, tahsili mümkün olmayan alacaklar (pasif hesap) kalemine aktarılmış, sokak aydınlatma ücretlerinin tahsilatı, sokak aydınlatmalarının bakım ve idamesi belediyelerce karşılanması şartı ile belediyelere bırakılmış ve bunun karşılığında da belediyeler; kuruluş binaları, su motorları ve arıtma tesislerinde kullandığı elektrik ücretlerini 1 Ocak 2008 tarihinden itibaren Kıb-Tek’e düzenli olarak ödemeyi taahhüt etmişlerdi. Bu anlaşma ve karar uyarınca belediyeler, 2007 yılı sonu itibarı ile Kıb-Tek’e olan toplam 26 milyon 660 bin 502 TL. borçtan kurtulmuş olurken, Kıb-Tek de gelecekteki tahsilatını garantiye almış olacaktı! Ancak, bazı belediye başkanlarının açıklamalarından farklı olarak, açıklama yapan belediye başkanları dahil, yine birçok belediyenin bu anlaşmaya uymadığı görülmektedir. 1 Ocak 2008’den itibaren belediyelere ait kuruluş binaları, su motorları ve arıtma tesislerinde tüketilen elektrik karşılığında 31 Mart 2009 tarihi itibarı ile belediyelerin Kıb-Tek’e 5 milyon 665 bin 294 TL. borcu bulunmaktadır. Borçlu olan ve bu borçtan dolayı normalde elektrikleri kesilmesi gereken belediyelerin elektriği yine siyasi müdahale nedeniyle kesilememektedir. 2008 yılında ülkemizde tüketilen elektrik bedeli olarak toplam; 349 milyon 499 bin 110 TL faturalandırılmış olup, bu rakamın yaklaşık 43 milyon TL’lik kısmı tahsil edilememiştir. 15 Haziran 2009 tarihi itibarı ile Kıb-Tek’in aktif abonelerinden 142 milyon TL alacağı bulunmaktadır.
Sendikamız, elektrik tarife ücretlerinin dar gelirli insanlarımız üzerinde yarattığı baskının farkındadır ve maliyetleri aşağıya çekecek tedbirlerle ilgili önerilerimizi çeşitli vesileler ile yetkililere sunmaktayız. Bunların başında; uzaktan erişimli reaktif enerji tüketimini de ölçebilecek ve günün değişen saatlerine göre tarifelendirmeye olanak sağlayacak elektronik sayaç uygulaması gelmektedir. Gerek, enerji dağıtım şebekesinin yenilemeye ihtiyaç duyması gerekse sayaçların okunmasında pratikte yaşanan bir takım zorluklardan dolayı Kıb-Tek ürettiği enerjinin ancak yüzde seksenini faturalandırabilmektedir. Güney Kıbrıs’ta bu rakam yüzde doksan olarak gerçekleşmektedir. Kayıp ve kaçaklardaki yüzde onluk iyileşme ile yıllık yaklaşık 45 milyon TL tasarruf yapılabileceğinden, şu anki tarifeler yüzde 12 oranında ucuzlayabilecektir. Bununla birlikte önceden tam olarak hesaplanamasa bile başka ekonomik getirileri de söz konusudur. Uzaktan erişimli elektronik sayaçlar ile şu anki sistemde bulunan sayaçlardan farklı olarak aynen telefonlarda olduğu gibi önceden programlanmış bir bilgisayar vasıtası ile sayaçlar uzaktan okunabilecek, elektrik kesme ve bağlama yapılabilecek ve bölgedeki enerji kalitesi ile ilgili veriler alınıp, geliştirme planları ve idame daha sağlıklı ve ekonomik olarak yapılabilecektir. Günün değişik saatlerinde farklı tarifelendirmeye olanak sağlayacağından, tüketim yönetimi yapılabilecek bundan da hem tüketiciler daha ucuz elektrik kullanarak yararlanacak hem de üretim ve üretim yatırımları ekonomik olarak olumlu yönde etkilenecektir. Bu amaçla geçmiş hükümet döneminde AB finansmanı ile toplam 20 bin 884 adet elektronik sayaç için ihaleye çıkılmış olup, 5 bin 500 adeti için ihale sonuçlanmış ve içinde bulunduğumuz yılın en geç Ocak ayına kadar bu sayaçlar sistemde kullanılmaya başlanacaktır. Geri kalan 15 bin 384 adet için ihale sonuçlanmış olup, ihaleyi alan firma ile sözleşme imzalanma aşamasındadır. Yine geçmiş hükümet döneminde geri kalan sayaçların da değişimi amacıyla Kıb-Tek olanakları ile ihaleye çıkılması için karar üretilmiş olmasına rağmen, yeni oluşturulan Kurum Yönetim Kurulumuz ilk toplantısında maalesef bu kararı iptal etmiştir. Bunun da kamuoyu tarafından bilinmesinde yarar görüyoruz.
Bu nedenle Kıb-Tek ile ilgili radikal tedbirler almaktan bahseden ve çareyi tutumu önceden belli olan Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinde arayan Sn. Başbakana tavsiyemiz, öncelikle devletin Kıb-Tek üzerinde oluşturduğu popülizim kamburunu ortadan kaldırmaları ve maliyetler dikkate alınarak Kıb-Tek’in gerçekçi tarife belirlemesine bununla birlikte, ayırım gözetmeksizin devlet dahil tüm tüketicilerden tüketilen enerjinin bedelini alabilmesine olanak yaratmalarıdır. El-Sen, üyelerinin ve toplumun menfaati yanında her zaman örgütlü bulunduğu iş yerinin çıkarlarını da gözetmiş sorumlu sendikacılık anlayışı ile sorunlara çözüm önerileri getirmiştir. Gelinen aşamada, üyelerimizin ve daha geniş anlamda halkımızın zarar göreceği Kıb-Tek’in özelleştirilmesi karşısında geçmişte olduğu gibi dimdik ayakta duracak ve ne pahasına olursa olsun bunun olmasına asla geçit vermeyecektir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Tuluy KALYONCU
EL-SEN Yönetim Kurulu (a)
Başkan

