Artık sabrımızın sonuna geliyoruz. Göreve geldiği 2009 Nisan genel seçimlerinden itibaren
Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK)’nda taş taş üstüne koymayan, mahsuplaşma deyen
ama KIB-TEK’in alacaklı olduğu ortada iken bunu ödemekten kaçınan, yıllardır süren
belediye alacaklarıyla ilgili bir türlü çözüm üretmeyen ve üretilen enerjinin bedelini KIB-
TEK’in tahsil edememesi için elinden geleni yaparak bilerek ve isteyerek KIB-TEK’i borç
yükü altında mali çöküntü içerisine çekmeye çalışan bu hükümete karşı artık sabrımızın
sonuna geliyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti ile imzaladıkları protokole göre; bundan böyle elektrik üretiminde
ortaya çıkacak yeni santral ihtiyaçlarını özel sektör karşılayacak. Yine bu protokole göre;
KIB-TEK önce, üretim, iletim dağıtım ve tahsilât olmak üzere parçalara ayrılacak ve ardından
da özelleştirilecek. İmzaladıkları protokol doğrultusunda; ‘Özelleştirme Yasası’ ve ‘Elektrik
Kurumu Ayrıştırma ve Yeniden Yapılandırma Yasası’ tasarılarını hazırlayarak toplumun
diğer mal varlıklarında olduğu gibi KIB-TEK’in de özelleştirilerek sermayeye peşkeş
çekmenin hazırlıklarını yapacaklar ama diğer yandan da “KIB-TEK’i özelleştirmeyeceğiz”
yalanını da sürekli söylemekten çekinmeyecekler.

Sendikamızın, birçok değerli ekonomist, hukukçu ve meslek örgütlerinin tüm uyarı ve karşı
çıkışlarına ve ortaya koyduğu bilimsel verilere rağmen Halkına karşı olan sorumluluğunu
unutmuş gibi görünen mevcut hükümet, Türkiye Hükümeti’nden almış olduğu talimatlara
göre ülkemizi tam bir işbirlikçi zihniyet içerisinde yönetmeye çalışmaktadır.

Liberal Ekonomi kurallarının en iyi uygulandığı Avrupa Birliği (AB) dahi, ülkemiz gibi
küçük ülkelerde elektrik enerjisi sektörünün özele açılmasını sakıncalı bulmaktadır. Elektrik
sektörünü düzenleyen yasaları ile bu durumu önleyecek tedbirleri de almıştır. Bu konuda;
Malta, Güney Kıbrıs ve Lüksemburg için verilmiş ve enerji sektörünün özele açılması
durumunda; elektrik arz güvenliğinin tehlikeye gireceğini fiyatların yükseleceğini söyleyerek
özele açılmaması gerektiğini belirten AB Komisyonu kararları vardır. AB tarafından küçük
ülke olarak değerlendirilen ve elektrik sektörünün özele açmaması yönünde karar üretilen
örneğin Malta’nın yıllık elektrik tüketiminin üçte biri küçüklüğünde olan ülkemizde ise
atılmaya çalışılan adımlar ile elektik tümden özelleştirilmeye çalışılmaktadır.

Ülkemizde 2003 yılından beridir elektrik enerjisi üretiminde özel sektör vardır. Kalecik
bölgesinde kurulan santraller ile üretim yapılmaktadır. Bu firma ile yapılmış olan alım
garantili anlaşmalar nedeniyle başlangıçta ülkemizde tüketilen elektriğin % 30 kadarını
üretmesi söz konusu iken yıllar içerisinde sözleşmede birçok kez yapılan ekler ile alım garanti
miktarı artırılmış ve geçtiğimiz yıl itibarı ile tüketilen elektriğin % 43’ünü bu özel sektör
firması karşılamıştır.

KIB-TEK Elektrik kamu hizmetinin sunumu konusunda, söz konusu firmaya ait santrallerinsık sık devre dışı kalmaları nedeniyle ciddi anlamda sıkıntı yaşamakta, toplum bu nedenle
yaşanan elektrik kesintileri nedeniyle ciddi ekonomik kayıplarla ve sosyal sorunlarla
karşılaşmaktadır. Yalnızca 2010 yılı içerisinde özel sektöre ait bu santrallerde üretim
esnasında 160 kez devreden çıkma sorunu yaşanmıştır. Oysa KIB-TEK’e ait ayni tip
santrallerde bu oran yalnızca 6’dır. İçinde bulunduğumuz 2011 yılı içerisinde de bu oran
büyük oranda devam etmektedir. AB’nin bizim gibi küçük ülkelere elektrik sektörünüzü
özele açmayın arz güvenliğiniz tehlikeye girer şeklindeki saptama ve uyarısı, ülkemizde zaten
yaşayarak tecrübe edilmiştir. Öte yandan, yine özel sektör tarafından üretilerek KIB-TEK’e
satılan elektrik, KIB-TEK’in ayni tipteki kendisine ait santrallerde üretilen enerjiden daha
pahalıdır.

Liberal Ekonomik kuralların uygulandığı Avrupa Birliği (AB)’nde, rekabetin tesis
edilebileceği yeterli büyüklükte tüketim miktarı olan ülkelerde dahi, uzun süreli alım garantili
anlaşmalar yapılamamaktadır. Elektrik alanında faaliyet gösterecek devlet ve özel sektör
kuruluşlarının ne birine ne de diğerine özel imtiyazlar sağlanamamakta kuruluşlar haksız
bir şekilde diğerine karşı ayrımcılığa tabii tutulamamaktadır. Bu konuda yasal düzenlemeler
mevcuttur. İşte bu nedenledir ki, AB’ne girmeden önce elektrik tüketiminin yaklaşık %
40’nı bizdeki gibi uzun süreli alım garantileri ile özel sektöre yaptırmakta olan Polonya,
AB’ne girdikten sonra AB hukukuna göre yasal olmayan bu anlaşmalarını sonlandırmaya
zorlanmıştır.

Tüm bu gerçekler ve tecrübeler ortada dururken, halkına karşı değil AKP Hükümeti’nden
aldığı talimatlara göre hareket etmekte bir sakınca görmeyen UBP Hükümeti ve onun atadığı
KIB-TEK Yönetim Kurulu, geçtiğimiz Pazartesi günü olağan üstü olarak toplanmış ve
özel sektör ile halen sürmekte olan sözleşmeye göre yıllık 650 milyon kWh olan elektrik
alım garantisini 2012’den başlamak üzere kademeli olarak artırmaya ve 2014’den itibaren
900 milyon kWh’e çıkarmaya karar vermiştir. KIB-TEK’in 2010 yılında faturalandırdığı
elektrik miktarı, yaklaşık 900 milyon kWh’tir. Son iki yıl içerisinde yaşanan ekonomik kriz
neticesinde, tüketimde ciddi bir artış olmamıştır. Önümüzdeki yıllarda da benzer durumun
süreceği değerlendirilmektedir. Bu durumda, faturalanan elektrik tüketiminin tamamı özel bir
tekelin üretimine geçmiş olacaktır.

Söz konusu firma ülkemizde faaliyete geçtiği 2003 yılından beridir tek kuruş kurumlar vergisi
vermemiştir. Faaliyete geçtiği 2003 yılından beridir zarar beyan etmekte olup 2010 yılına
kadar açıkladığı zarar toplamı 100 milyon TL’yi bulmuştur. Ancak ne hikmetse de daha fazla
üretim yapmak için yanıp tutuşmakta ek alım garantileri talep etmektedir. Bu firmayla yapılan
sözleşme gereği söz konusu firmaya santralleri ülkemize kurması için her bir kWh elektrik
için 3,08 Amerikan senti kira bedeli olarak ödenmektedir. Mevcut sözleşmeye göre 2024
yılı sonuna kadar ödenecek kira bedeli bu günkü kurlar ile yaklaşık 500 milyon TL’dir ve bu
santraller asla toplumun malı olamayacaktır. Yapılmaya çalışılan ek sözleşme ile kurulması
istenen ek santraller Türkiye’nin Mardin şehrinden sökülüp getirilecek olan 4–5 yıl boyunca
çalışmış ikinci el toplamda 33 MW gücünde santrallerdir ve bu santraller için ise yaklaşık
130 milyon TL daha kira bedeli olarak ödenmesi gerekecektir. Oysa halen sürmekte olan
sözleşmesine göre üretmeyi garanti ettiği miktarı sorunsuz olarak verebilmek için söz konusu
firma zaten iki ünite daha alım garantisi verilmeden kurmak zorundadır. Diğer yandan KIB-
TEK’in halkımızdan topladığı 2 Krş’lar ile yine halkımızın mali olacak şekilde Teknecikte
kurduğu yeni kullanılmamış santrallerin 35 MW’lık kısmı için ödenen miktar 46 milyon
TL’dir. Buna rağmen, firma lehine sözleşmede ek yapmak suretiyle bu santraller için de
alım garantisi verilmek istenmekte firmanın haksız kazanç elde edebilmesinin önü açılmaya
çalışılmaktadır.

İşte tüm bunlar nedeniyle Sendikamız, halkının menfaatine göre değil de Türkiye
Hükümeti’nden aldığı talimatlara göre hareket edip işbirlikçilik yapan UBP Hükümeti’nin
atamış olduğu Kurum Yönetim Kurulu’nu ve ilgili bakan olarak Ekonomi ve Enerji Bakanı’nı
bir kez daha kınamak ve uyarmak için bu eylemi düzenlemiş bulunmaktadır.
Söz konusu karar iptal edilmeyip ileri götürülmeye çalışılması durumunda veya daha
önce de açıkladığımız gibi gerek Özelleştirme gerekse Elektrik Kurumu Ayrıştırma ve
Yapılandırma Yasa tasarılarının Meclise sevki durumunda Sendikamız süresiz grev başlatma
kararlılığındadır. Her türlü zor koşula ve tehlikelere rağmen canı avucunda çalışan KIB-
TEK çalışanlarının artık sabrı kalmamıştır. Bir an önce bu uygulamalarınızdan vaz geçiniz ve
geliniz birlikte KIB-TEK’i halkımıza yarışır bir noktaya taşımak için el birliği ile çalışalım.

Tuluy Kalyoncu
EL-SEN Yönetim Kurulu (a)
Başkan